Uzmanlık Alanları / Katarakt
Katarakt
Gözümüzün içinde, gözbebeğinin hemen arkasında saydam bir mercek bulunur. Bu mercek, fotoğraf makinesindeki merceğin yaptığı gibi, dışarıdan gelen ışığı retina üzerine odaklar. Katarakt, bu doğal merceğin saydamlığını yitirerek matlaşmasıdır.
Hastalarıma bunu şöyle anlatırım: sağlıklı mercek temiz bir cam gibidir, arkasından baktığınızda görüntü net ve berraktır. Katarakt geliştikçe bu cam buzlu cama döner. Buzlu camdan da ışık geçer, birinin hareket ettiğini görürsünüz; ancak karşınızdakinin kim olduğunu seçemezsiniz. Kataraktta olan tam olarak budur — ışık göze girmeye devam eder, fakat net bir görüntü oluşturamaz.
Katarakt gözün üzerinde büyüyen bir perde, zar ya da et değildir. Halk arasında sık kullanılan ‘göze perde inmesi’ tabiri bu nedenle yanıltıcıdır; katarakt, merceğin kendi yapısında meydana gelen bir değişikliktir. Bu yapısal değişiklik damla, gözlük veya ilaçla geri döndürülemez. Kataraktın bilinen tek tedavisi cerrahidir.
Şikayetler
Katarakt çoğu zaman yavaş ilerler. Görme haftalar içinde değil yıllar içinde azaldığı için hasta bu duruma alışır ve ne kadar az gördüğünü çoğu zaman ameliyattan sonra fark eder. En sık karşılaştığımız şikayetler şunlardır:
- Giderek artan bulanık, soluk, sisli görme
- Işıktan rahatsız olma; özellikle gece araç kullanırken karşıdan gelen far ışıklarının dağılması, gözü kamaştırması ve görmeyi azaltması
- Renklerin solması, her şeyin sarı-yeşil bir tonda görünmesi
- Gözlük numarasının sık sık değişmesi
- Okumak için giderek daha fazla ışığa ihtiyaç duyulması; buna karşılık yakın görmenin iyileşmesi ve yakın gözlüğü ihtiyacının azalması
- Tek gözle bakıldığında çift ya da gölgeli görme
Sebepler
Kataraktın en sık sebebi yaştır. Çoğunlukla altmış yaşından sonra başlar; ancak kimi hastalarda daha erken yaşlarda ortaya çıkar ve genellikle iki gözde birden görülür. Bazı göz hastalıklarında, bazı sistemik hastalıklarda ve genetik nedenlerle katarakt erken yaşlarda da görülebilir. Kataraktın erken ortaya çıkmasına yol açan başlıca durumlar şunlardır:
- Şeker hastalığı (diyabet)
- Göz travmaları
- Uzun süreli kortizon kullanımı
- Üveit gibi göz içi iltihabi hastalıklar
- Doğuştan katarakt (konjenital katarakt)
- Daha önce geçirilmiş göz ameliyatları, özellikle vitrektomi
Son maddenin ayrı bir önemi vardır: retina cerrahisi geçiren hastalarda kataraktın ilerlemesi beklenen bir durumdur ve çoğu zaman ameliyatı izleyen aylar içinde belirginleşir. Bu hastalarda katarakt, ayrı bir talihsizlik değil, retina cerrahisinin bilinen ve beklenen bir sonucudur.
Tanı
Katarakt tanısı, biyomikroskop dediğimiz cihazla yapılan muayenede konur. Ancak asıl önemli olan soru kataraktın var olup olmadığı değil, hastanın görme azlığının yalnızca kataraktla açıklanıp açıklanamayacağıdır.
Merceğin arkasında retina ve görme siniri bulunur. Sarı nokta hastalığı, diyabetik retinopati veya göz tansiyonu (glokom) gibi bir sorun kataraktla birlikte bulunuyorsa, katarakt ameliyatı tek başına beklenen görme artışını sağlamayabilir. Bu nedenle ameliyat kararından önce göz dibi muayenesi yapar, gerekli gördüğüm hastalarda OCT incelemesinden yararlanırım. Katarakt göz dibinin görülmesini engelleyecek kadar yoğunsa, retinanın durumu göz ultrasonu ile değerlendirilebilir.
Bu değerlendirme, hastanın ameliyattan ne bekleyebileceğini önceden ve dürüstçe konuşabilmemizi sağlar.
Tedavi
Kataraktın tek tedavisi ameliyattır; damla, gözlük ya da ilaçla geri döndürülemez. Ancak bu, tanı konulur konulmaz ameliyat gerektiği anlamına gelmez — ameliyat zamanına, sizin görsel ihtiyaçlarınıza göre birlikte karar veririz.
Ameliyatın nasıl yapıldığını, mercek seçimini ve sonrasında olacakları ayrı bir sayfada anlattım: Katarakt ameliyatı.
Antalya’da katarakt muayenesi
Katarakt tanısı muayenede konur; asıl mesele ise görme azlığının yalnızca kataraktla açıklanıp açıklanamayacağıdır. Bu yüzden muayenede merceğin arkasındaki retinayı da değerlendiririm. Antalya’da muayenelerimi OFM Antalya Hastanesi’nde (Kepez) yapıyorum.