Uzmanlık Alanları / Retinal Arter Tıkanıklığı
Retinal Arter Tıkanıklığı
Retinayı besleyen atardamarın tıkanmasına retinal arter tıkanıklığı denir. Retina, kanlanması kesildiğinde çok kısa sürede zarar görür; bu yüzden acil bir durumdur.
İki biçimi vardır. Santral tıkanıklıkta ana atardamar tıkanır ve görme bir anda ileri derecede azalır. Dal tıkanıklığında yalnızca bir kol tıkanır; görme alanının bir bölümü kaybolur, merkez etkilenmemişse görme keskinliği korunabilir.
Nasıl fark edilir?
Tipik tablo şudur: tek gözde, aniden, ağrısız görme kaybı. Saniyeler içinde olur; hasta çoğu zaman tam olarak hangi anda olduğunu söyleyebilir.
Bazı hastalarda öncesinde, dakikalar süren ve kendiliğinden düzelen geçici görme kayıpları olur. Bu, gelmekte olanın habercisidir ve mutlaka ciddiye alınmalıdır.
Ağrı olmaması yanıltıcıdır — hasta ağrısı olmadığı için beklemeyi tercih edebilir. Oysa burada kaybedilen zaman geri alınamaz. Yapılan çalışmalarda, en ciddi görme kaybının ilk saatler içinde gerçekleştiği belirtilmektedir.
Neden olur?
Tıkanmaya yol açan pıhtı ya da parçacık çoğu zaman gözün kendisinden değil, vücudun başka bir yerinden gelir. En sık kaynaklar boyun atardamarı (karotis) ve kalptir.
Zemininde şu hastalıklar bulunur: yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kan yağlarının yüksekliği, kalp ritim bozukluğu, sigara kullanımı.
İleri yaştaki hastalarda dev hücreli arterit denen damar iltihabı da sebep olabilir. Bu ayrı bir öneme sahiptir, çünkü tedavi edilmezse diğer göz de kısa sürede kaybedilebilir.
Bu yalnızca bir göz sorunu değildir
Sayfanın en önemli bölümü burasıdır. Retinal arter tıkanıklığı, beyin damarlarında da aynı şeyin olabileceğinin işaretidir. Tıp dilinde göz düzeyinde bir inme sayılır.
Damar tıkanıklığı beyinde olduğunda felce, kalpte olduğunda kalp krizine yol açar; göz damarının tıkanması da ani görme kaybına yol açar. Yani bu durum, görme kaybının ötesinde hayati bir hastalık için alarmdır.
Bu yüzden bu hastalığı geçirenlerin nöroloji ve kardiyoloji hekimleriyle acilen konsülte edilmesi gerekir. Hastaların bir kısmında, büyük damarlardan ya da kalpten kopup gelen parçayı — emboli — muayene sırasında doğrudan görebiliyoruz. Bu tespiti yaptığımız hastaları acilen nöroloji ve kardiyoloji birimine yönlendiriyoruz.
Amaç yalnızca gözü değil, sonraki bir felci ya da kalp krizini de önlemektir.
Tedavi
Hasta ilk 24 saat içinde başvurduysa göz içi basıncını hızla düşürmeye çalışırım. Bunu oküler masaj, damla ve ağızdan verilen ilaçla yapmak mümkündür.
Göz içi basıncının düşmesi ve oküler masaj, damarı tıkayan küçük parçanın görme merkezinden uzağa gitmesini bazen sağlayabilir. Ancak bu olsa bile görmenin geri döneceğinin bir garantisi maalesef yoktur.
Akut dönemdeki değişikliklerin gerilemesiyle birlikte görmede bir miktar açılma izlenebilir; ancak görmenin eski seviyesine gelmesi çoğu zaman mümkün olmamaktadır.
Sonrasında takip
Tıkanıklıktan haftalar sonra gözde yeni damar oluşumu ve buna bağlı göz tansiyonu yükselmesi gelişebilir. Bu yüzden görme geri gelmese bile gözün takibi sürer.
Risk yüksekse retina lazeri ve göz içi iğne tedavileri planlanabilir. Bu tedaviler görme açısından olumlu bir etki yapmaz; amaçları, ortaya çıkabilecek ağrılı neovasküler glokom riskini azaltmaktır. Bu glokom türü geliştiğinde kalan görme de kaybedilebilir ve ağrılı, kör bir gözle kalma ihtimali doğar.
Kontrol aralıkları hastalığın şiddetine göre haftada birden başlar ve hastanın seyrine göre uzatılır.