Uzmanlık Alanları / Retinal Ven Tıkanıklıkları
Retinal Ven Tıkanıklıkları
Retinal ven tıkanıklığı, gözün içindeki toplardamarlardan birinin tıkanmasıdır. Çoğu hasta bunu bir sabah uyandığında fark eder: tek gözde, ağrısız, bir anda ortaya çıkan bulanıklık.
Hastalarıma şöyle anlatıyorum: retinaya kan getiren bir boru, kanı götüren bir boru vardır. Götüren boru tıkandığında kan birikir. Biriken kan, boru yani damar duvarından sızar ve retina şişer. Gördüğünüz bulanıklığın sebebi hem retinanın beslenmesinin bozulması hem de bu şişmedir.
Yani ven tıkanıklığında sorun kanın gelmemesi değil, gidememesidir. Kanın gelmediği durum ayrı bir hastalıktır: retinal arter tıkanıklığı.
Neden tıkanır?
Retinada atardamarlarla toplardamarlar yer yer üst üste geçer ve bu kesişme noktalarında ortak bir kılıfı paylaşırlar. Yıllar içinde sertleşen bir atardamar, altından geçen toplardamarı sıkıştırır. Daralan yerde kan yavaşlar, pıhtı oluşur ve damar tıkanır.
Bu yüzden ven tıkanıklığı yalnızca bir göz hastalığı değildir; damarların genel durumunun göze yansımasıdır. Hastalarıma çoğunlukla kalp kriziyle karşılaştırarak anlatıyorum. Birebir aynı şey değil; ama damarın tıkanması, altında yatan sebepler ve gözde bıraktığı kalıcı iz bakımından benzer.
En sık eşlik eden durumlar şunlardır:
- Yüksek tansiyon
- Şeker hastalığı
- Kan yağlarının yüksekliği
- Göz tansiyonunun yüksek olması — glokom riski artırır
Çoğunlukla elli yaşın üzerinde görülür. Gençlerde seyrektir; bu nedenle genç bir hastada ortaya çıktığında sebebin başka yerde aranması gerekir. Kan pıhtılaşmasıyla ilgili hastalıklar ya da romatizmal hastalıklar ilk kez böyle kendini gösterebilir. Genç bir hastada ven tıkanıklığı gördüğümde çoğunlukla hastayı dahiliye uzmanı ile beraber değerlendiririm; şüpheli bir durum varsa hematoloji (kan hastalıkları) ya da romatoloji (romatizmal hastalıklar) devreye girer.
Dal tıkanıklığı ve santral tıkanıklık
Hangi damarın tıkandığı, hastanın nasıl göreceğini belirler.
Dal tıkanıklığında toplardamarın bir dalı tıkanır. Kanama ve şişlik yalnızca o dalın beslediği bölgede olur. Hasta çoğunlukla görme alanının bir bölümünde — üstte ya da altta — bulanıklık tarif eder. Tıkanan dal sarı noktayı besliyorsa merkez görme de düşer.
Santral tıkanıklıkta ana toplardamar, görme sinirinin gözü terk ettiği yerde tıkanır. Kanama retinanın dört bir yanında görülür ve görme genellikle daha ağır etkilenir. Bu yüzden santral tıkanıklığın gidişatı dal tıkanıklığına göre daha kötüdür.
Şikayetler
Ağrı olmaz, kızarıklık olmaz. Görülenler şunlardır:
- Tek gözde ani başlayan bulanıklık
- Görme alanının bir bölümünde kayıp, perdelenme
- Düz çizgilerin yamuk ya da bombeli görünmesi
- Baktığınız yerin bulanıklaşması; merkez görme kaybı
Tek gözde başladığı için, diğer göz sağlamsa hasta durumu günlerce fark etmeyebilir.
Ne zaman gelmeli?
Görmesinde bir kayıp fark eden herkese, sebebi ne olursa olsun, zaman kaybetmeden muayene olmasını öneririm.
Ven tıkanıklığında bunun ayrı bir sebebi var: sarı noktadaki su toplanması ne kadar uzun süre kalırsa, görme kaybı o kadar kalıcı olur. Geç kalınan gözde tedavi ile su toplanması çekilse bile görme eski hâline dönmeyebilir.
Görmeyi asıl düşüren şey
Kanamaların kendisi çoğu zaman görmeyi doğrudan bozmaz. Görmeyi düşüren şey, geri tepen kanın sızdırdığı sıvının sarı noktada birikmesidir. Tedavinin hedefi de budur: kanamayı değil, sarı noktadaki suyu çekmek.
Bir kısım gözde ise retinanın bir bölümü hiç beslenemez hâle gelir. Bu gözler daha sonra yeni damar gelişimi açısından risk taşır ve takibi gerektirir.
Tanı
Tanı göz dibi muayenesiyle konur; kanamalar tıkanan damarın izlediği yolu takip ettiği için hangi damarın tıkandığı görülerek anlaşılır.
Tedaviyi iki tetkik yönlendirir. OCT, sarı noktada su toplanıp toplanmadığını ve ne kadar biriktiğini gösterir. Göz anjiyografisi ise retinanın beslenemeyen alanlarını ortaya koyar; lazer gerekip gerekmediğine buradan karar veririm.
Tedavi
Altta yatan hastalık. Tansiyon, şeker ve kan yağlarının kontrolü tedavinin bir parçasıdır. Bunlar düzelmezse hem aynı gözde hem diğer gözde yeni tıkanıklık riski sürer.
Göz içi iğne tedavisi. Sarı noktada su toplanmışsa bugün ilk sıradaki tedavi budur. Genellikle üç doz sabit olarak uygularım; sonrasını sarı noktadaki ödemin durumuna göre belirlerim. Küçük dal tıkanıklıklarında bazen üç dozdan azı yeterli olur.
Lazer. Retinanın beslenemeyen geniş alanları varsa, yeni damar gelişimini önlemek için lazer uygulanır.
Tıkanmış damarın kendisini açan bir tedavi yoktur. Yaptığımız şey, tıkanmanın gözde yol açtığı hasarı kontrol altına almaktır.
Tedavi edilmezse
İhmal edilen gözlerde beslenemeyen retina yeni damarlar üretir. Bu damarlar kanar ve göz içi kanamaya yol açar.
Daha ağır bir sonuç, yeni damarların gözün sıvı boşaltma kanallarını tıkamasıdır. Bu, tedaviye zor yanıt veren, ağrılı bir göz tansiyonuna, neovasküler glokoma yol açar; buna yüz gün glokomu denir, çünkü ortalama üç ay civarında ortaya çıkar. Bu aşamaya gelmiş tedavisiz gözlerde körlük riski vardır.
Bu noktaya gelinmişse pars plana vitrektomi ve göz tansiyonu cerrahisi gerekebilir. Bu aşamada amaç kalan görmeyi korumak ve ağrılı kör göz riskini azaltmaktır.
Diğer göz
Bir gözde ven tıkanıklığı geçiren kişide diğer göz de risk altındadır; altta yatan damar hastalığı iki gözü birden ilgilendirir. Bu yüzden takipte iki gözü birden değerlendiririm.
Antalya’da retinal ven tıkanıklığı tedavisi
Ven tıkanıklığında sonucu belirleyen iki şey vardır: sarı noktadaki ödemin ne kadar sürede kontrol altına alındığı ve beslenemeyen retina alanı genişse zamanında retina lazeri uygulaması. Bu yüzden tedaviyi OCT ve göz anjiyosu ile yakından takip eder, tedaviyi gidişata göre belirlerim.
Antalya’da muayene ve tedavilerimi OFM Antalya Hastanesi’nde (Kepez) sürdürüyorum. Randevu için 444 5 007.