Prof. Dr. A. Burak Bilgin Randevu444 5 007

Uzmanlık Alanları / Santral Seröz Koryoretinopati

Santral Seröz Koryoretinopati

Santral seröz koryoretinopati, sarı noktanın altında sıvı toplanmasıyla giden bir hastalıktır. Retinanın altındaki damarlı katmandan (koroid) sızan sıvı, retinayı yattığı yerden hafifçe kaldırır.

Diğer sarı nokta hastalıklarından farkı, genellikle genç ve orta yaşta görülmesidir. Erkeklerde daha sıktır.

Nasıl fark edilir?

  1. Baktığınız yerin ortasında bulanık ya da gri bir alan. Bu görüntü göz kırpmalarında daha belirgin hâle gelebilir.
  2. Nesnelerin diğer göze göre küçük görünmesi
  3. Düz çizgilerin eğri görünmesi
  4. Renklerin solması, özellikle beyazın sarımsı görünmesi
  5. Uzağı görmenin bozulması, yakının nispeten korunması

Çoğu zaman ağrı olmaz; ancak bazı hastalar şikayetleri başlamadan önce göz ağrısı çektiklerinden söz eder. Şikayet tek gözde başlar ve hasta çoğu zaman aniden fark eder.

Neden olur?

Kesin sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte, retinanın dışını kaplayan koroid adlı yoğun damarlı tabaka bu hastalarda normalden daha kalındır; bu tabakadaki damarlar daha geniş kalibreli ve sızdırmaya meyillidir. Hastalığa yol açan anatomik sebebin bu olduğu düşünülmektedir. Ancak bu kalınlaşmanın göründüğü her hastada santral seröz koryoretinopati ortaya çıkmaz.

Bu anatomik yatkınlık dışında etkenler şunlardır:

  • Kortizon kullanımı. Hap, iğne, krem, burun spreyi — hangi yolla olursa olsun.
  • Kronik stres ve A tipi kişilik yapısı. Rekabetçi, sabırsız, stres düzeyi yüksek ve mükemmeliyetçi kişilerde vücudun ürettiği doğal kortizol (stres hormonu) seviyesi yüksek olduğundan risk belirgin şekilde fazladır.
  • Erkek cinsiyet ve yaş. Hastalık 25–55 yaş arası bireylerde sık görülür ve erkeklerde kadınlara kıyasla 3 ila 6 kat daha sık ortaya çıkar.
  • Sistemik hipertansiyon (yüksek tansiyon). Koroid damarlarındaki iç basıncı artırarak sıvı sızıntısını tetikler.
  • Gebelikte değişen hormonlar. Hamilelikte yükselen doğal kortizol ve hormon seviyeleri nedeniyle, özellikle son üç ayda geçici santral seröz koryoretinopati görülebilir.
  • Gece vardiyası ve düzensiz uyku. Vücudun biyolojik ritminin (sirkadiyen ritim) bozulması hormonal dengesizliğe yol açarak riski artırır.
  • Bazı ilaçlar. Sildenafil (Viagra vb.) gibi ilaçlar ve psikiyatrik ilaç kullanımı koroid damarlarını etkileyerek riski artırabilir.

Kendiliğinden geçer mi?

Çoğu hastada evet. Sıvı birkaç ay içinde kendiliğinden çekilir ve görme büyük ölçüde düzelir. Bu yüzden ilk yaklaşım çoğu zaman izlemektir — bu, "bir şey yapmamak" değil, düzenli aralıklarla OCT ile takip etmektir.

Ne kadar bekleneceğinde hastanın işi ve günlük hayatı önem taşır. Mikrocerrahi gibi ayrıntı isteyen bir işle uğraşıyorsa tedaviye erken geçilebilir. Buna karşılık sıvı yoğun değilse ve görmede şiddetli kayıp yoksa üç–dört ay beklenebilir.

Bir kısım hastada sıvı çekilmez ya da tekrar tekrar birikir. Uzun süre kalan sıvı, altındaki hücrelere kalıcı zarar verebilir; asıl tedavi kararını belirleyen şey budur.

Tedavi

İlk adım, varsa kortizonun kesilmesidir — bunu ilacı yazan hekimle birlikte yaparız, kendiliğinden bırakılmaz.

Etkisi sınırlı olsa da her hastada damla tedavisini denerim; kullanılan damlalar sıvının çekilmesine yardımcı olabilir ya da artmasını engelleyebilir.

Sıvı çekilmiyorsa, göz anjiyografisiyle belirlediğimiz kaçak noktasını retina lazeriyle kapatmaya çalışırız. Bu, on hastanın sekizinde uygulanabilen bir tedavidir.

Göz içi iğne tedavisinin bu hastalıktaki etkinliği tartışmalıdır; bir hastada fayda görülürken diğerinde görülmeyebiliyor. Bunu bilerek kabul eden hastalarda denenebilir.

Fotodinamik tedavi bu hastalıkta hem sıvının çekilmesini sağlar hem de tekrarını engeller; bu yönüyle değerli bir seçenektir. Ancak tedavide kullanılan ilaç (verteporfin) temininde sıkıntı yaşanan, yurt dışından getirilmesi gereken bir ilaçtır. Ayrıca uygulama için fotodinamik tedavi lazeri bulunan bir merkez gerekir. Şu an için merkezimizde bu seçenek mevcut değildir.

Tekrarlar mı?

Hastalığı geçirenlerin yaklaşık üçte birinde, takip eden bir buçuk yıl içinde tekrarlama riski vardır. On hastadan bir–ikisinde ise hastalık uzar — altı ayı geçer — ve lazer ya da benzeri tedavilerin planlanması gerekir.

Tekrarı azaltmak için kortizon tedavisinden kaçınmak, uyku düzenine uymak ve mümkünse stres kaynaklarından uzak durmak önerilir.

Hastalık tekrarlamasa ve kronikleşmese bile, ileri yaşlarda yaşa bağlı sarı nokta hastalığının bir alt türüne dönüşme riski bulunduğu için takibin sürdürülmesi gerekir.